|
Bilimsel Tıp'ın ilerlemediği zamanlarda,
Anadolu'nun tamamında olduğu gibi köyümüzde de insanımız, bilimsellikten
uzak olan, kendilerine göre bazı tedavi yöntemleri geliştirmişler.
Kökleri çok eskilere dayanan bu inanç ve yöntemlerin hastalıklarına çare
olduğuna inanmışlar ve yüzyıllar boyunca bir nevi halk hekimliği
dediğimiz geleneği uygulaya gelmişlerdir. Şimdi bunlardan bazılarını
yaşlı kuşaktan almış olduğum bilgilere göre sizlerle paylaşmak
istiyorum. Bu arada bu bilgilerimde bazı ufak eksik ve yanlışlıklar
olabilir konu hakkında bilgi sahibi olan köylülerimizin bilgilerini
bizlerle paylaşmasını rica ediyorum. |
| |
|
1-KURŞUN
DÖKME; Anadolu’nun genelinde olan bu
inanış köyümüzde de mevcut olup Alibaz kahya oğullarınca yapılmaktadır.
Kurşun tavası bu sülaleye aittir. bunu miras yoluyla atalarından
aldıklarına inanılır.Nazar değmesi, hastalık gibi durumlarda icra
edilir. İnsanlara uygulanan bu yöntem hayvanlar için de geçerlidir.
Hastanın üzerine bir çarşaf açılır tavada eritilen kurşun çarşafın
üzerinde başka bir kapta bulunan suya boşaltılır suda katılaşan kurşun
çeşitli şekillerde katılaşır buna göre hastalık hakkında yorum yapılır
nazar, göz değmesi…vs. bu işlemlerden sonra hastanın iyileşeceğine
inanılırdı. Tıp biliminin ilerlemesiyle terk edilen bu yönteme nadir de
olsa rastlanılmaktadır. |
| |
|
2-KULAK
ÇAĞIRMA;
Diğer adetler gibi bu uygulama da tek bir sülaleye aittir. Atadan el
alma yoluyla kuşaktan kuşağa aktarıldığına inanılır. Üsük(Görür)ler
tarafından icra edilmekteydi. Kulak ağrısı olan kimseyi veya çocuğu bu
eve götürürler ev sahibi hastanın kulağına yaklaşarak yüksek sesle şu
telkini yapardı (Anan kız iken, baban oğlan iken, sen kulak ağrıları
görme guguk tü tü tü tü ) şeklinde telkinle yüksek sesle birkaç defa
icra edilir ve ağrının geçeceğine inanılırdı. |
|
| |
|
3-KORKU
TASI;
Yine bu da diğerleri gibi belli bir ailenin elindedir ve atalarından
kuşaktan kuşağa bu aileye kadar ulaşmıştır. Kelmusaoğullarına mensup
Bekir kahya kolundan Ali karataşta (Arapali) bulunmaktadır. Eski su
tasları şeklinde olup tasın iç kısmı Arapça ayet ve hatlarla yazılıdır.
Çok korkan, köpek ısıran, başından korkulu bir olay geçen kişiyi bu eve
getirirler ve bu tastan su içirirler böylelikle olayın başından geçtiği
günden itibaren 40 gün sayarlar ve bu süreyi atlatırsa kişinin
kurtulacağına inanılırdı. |
| |
|
4-PAPUÇ;
Bu da diğerleri gibi bir ailededir ve Anadolu’da diğer adetlere göre her
yerde görülmez. Alaca yöresinde köyümüzden başka tek örneği kargın
köyündeki ocakta bulunur. Alaca yöresine has ikinci örneği ise köyümüz
halkından Akdağlıoğullarına mensup Ümmühan Görgülüde bulunmaktaydı, ona
ise nereden ve ne şekilde ulaştığı konusunda net bir bilgi
bulunmamaktadır. Ümmühan Görgülünün ölümünden sonra kutsal papuç oğlu
Hüseyin Görgülüde (Hüseyin Eze) bulunmaktadır. Küçük bir papuç olup
yeşil bir bez içersinde muhafaza edilmektedir. Genelde felçli veya
ağrıklı hastaların baş vurduğu bir yöntemdir. Hasta kişiyi bu eve
getirirler ve ağrıyan bölgesine bu papucu sürerler kısaca papuca
oğunarak iyi olunacağına inanılırdı. |
| |
|
5-AL BASMASI;
Al basması diye tabir edilen durum
lohusa kadınlarla 40 ı çıkmadık çocukların her an tehlikeyle karşı
karşıya olma durumudur. Bu yüzden 40 ı çıkana kadar çocuk ve annesi bir
odadan çıkarılmaz ve yalnız bırakılmazlar. Çocuğun üzerine al örtülür ki
al karısı geldiğinde ona yaklaşamasın. Çok eskilerden anlatılan bir
rivayete göre Demirel (Memişgil) ailesinden biri bu al karısını yakalar
ve tutsak eder al karısı da ona kendini bırakırsa senin ve senin
çaputunun bulunduğu yere uğramayacağım diye söz verir. Bu yüzdendir ki
köyde yeni doğum yapan anne ve çocuğu al karısına kurban vermemek için
bu evden bez veya çaput alınarak o odada bulundurulur. |
| |
|
6-BULGUR PÜSKÜRTMESİ;
Vücutta kandan kaynaklanan nedenlerden ötürü küçük küçük
kızarıklıkların oluşmasıdır. Anadolu’da yaygın olan bu tabir ve tedavi
yöntemini köyümüzde Özkan (cöbüdük)lar uygulamaktadır. Vücudunda bu
türden şikayeti olan hastalar buraya gelir ev sahibi veya sahibesi
ağzına aldığı bir miktar bulguru çiğnedikten sonra hastanın şikayeti
olan bölgeye püskürtmesiyle icra edilen bir yöntemdir. Bu uygulamadan
sonra bölgede kaşıntı olup hastalıktan kurtulduklarına inanılırdı. |